DÜNYADAKİ YERİMİZ-2026
Türkiye son çeyrek yüzyılda hangi alanlarda ilerledi, hangi alanlarda geride kaldı
Selami Güngördü | 26.10.2026
2010 yılında aynı başlıkla yayımladığım yazıda temel sorum şuydu: Bir ülkenin dünyadaki yerini nasıl anlayabiliriz? Tek başına kendi rakamlarımıza bakmak yeterli değildir. Bir göstergenin anlam kazanması için hem başka ülkelerle karşılaştırılması hem de zaman içinde nereden nereye geldiğinin görülmesi gerekir.
Aradan geçen yıllar veri kaynaklarını da değiştirdi. Bugün Dünya Bankası, OECD, Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü, WIPO ve benzeri kurumların uzun dönemli veri setlerine daha sistematik biçimde ulaşabiliyoruz. Bu nedenle bu yazı, 2010 tarihli metnin güncellenmiş bir kopyası değil; aynı soruya bugünün verileriyle yeniden bakma denemesidir.
Bir ülkenin büyük bir ekonomiye sahip olması önemlidir; ancak gelişmişlik yalnız ekonomik büyüklükle ölçülemez. Gelir dağılımı, eğitim, sağlık, bilim ve teknoloji, kurumsal kalite, kadınların ve gençlerin toplumsal hayata katılımı, dijitalleşme ve demografik yapı birlikte değerlendirilmelidir. Aşağıdaki göstergeler bu geniş tablonun tamamı değil, yönünü görmeye yarayan seçilmiş bir örneklemdir.
YÖNTEM NOTU
• Mümkün olduğunda 2000, 2015 ve en son güvenilir veri yılı kullanıldı; veri döngüsü farklıysa gerçek yıl ayrıca yazıldı (örneğin PISA 2022, E-Devlet 2024).
• Endekslerde ülke sayısı ve metodoloji zamanla değişebildiği için sıralamalar tek başına kesin performans ölçüsü olarak okunmadı.
• Algı ve anket temelli endeksler, ekonomik ve sosyal göstergelerle birlikte değerlendirildi.
• Amaç siyasi bir hüküm vermek değil; verilerin gösterdiği güçlü ve zayıf alanları birlikte görebilmektir.
1. Ekonomi ve yaşam standardı
Gösterge | 2000 | 2015 | Son veri |
Kişi başına GSYH, PPP (sabit 2021 uluslararası $) | 14.857 | 25.985 | 37.301 (2025) |
TÜFE enflasyonu (yıllık %) | 54,9 | 7,7 | 34,9 (2025) |
İşgücü verimliliği (çalışan başına reel GSYH, PPP $) | 45.584 | 74.171 | 94.942 (2025) |
Kaynak/Not: Dünya Bankası World Development Indicators; ILO/Dünya Bankası verimlilik serileri.
Güncel karşılaştırma
Gösterge | Türkiye | Referans |
Kişi başına GSYH, PPP (2025) | 37.301 $ | OECD ortalaması: 54.546 $ |
İşgücü verimliliği (2025) | 94.942 $ | OECD ortalaması: 113.324 $ |
TÜFE enflasyonu (2025) | %34,9 | Dünya: yaklaşık %3,0 |
Kısa değerlendirme: Kişi başına gelir ve çalışan başına üretim uzun dönemde belirgin biçimde yükselmiştir. Buna karşılık 2025 enflasyonu, fiyat istikrarının yeniden temel bir kırılganlık olduğunu gösteriyor. Maddi kapasitedeki artış ile hanehalkının hissettiği satın alma gücü aynı şey değildir.
GSYH: Gayri Safi Yurt İçi Hasıla, PPP: Satın Alma Gücü Paritesi
2. Gelir dağılımı, işgücü ve gençler
Gösterge | 2000 / İlk yakın veri | 2015 | Son veri |
Gini katsayısı (0=eşit, 100=eşitsiz) | 41,4 (2002) | 42,9 | 43,7 (2023) |
İşsizlik oranı (%) | 6,5 | 10,3 | 8,5 (2025) |
Kaynak/Not: Dünya Bankası Poverty and Inequality Platform; Dünya Bankası/ILO işgücü serileri.
Güncel karşılaştırma
Gösterge | Türkiye | Karşılaştırmalı konum |
Kadınların işgücüne katılımı, 15+ (2025) | %36,2 (ulusal tahmin) | Birçok OECD ülkesinin belirgin biçimde altında |
NEET, 15-29 yaş (2025) | %27,1 | 39 OECD/partner ülke içinde en yüksek 2. oran |
Kısa değerlendirme: İşsizlik 2015’e göre gerilemiş olsa da gelir dağılımı, kadınların işgücüne katılımı ve gençlerin eğitim/istihdam dışında kalması önemli yapısal sorunlar olmaya devam ediyor. Özellikle NEET oranı, ekonomik büyümenin gençlerin eğitimden işe geçişine ne ölçüde yansıdığı sorusunu gündemde tutuyor
3. Eğitim ve insan sermayesi
Gösterge | İlk katılım | 2015 | Son veri |
PISA Matematik | 423 (2003) | 420 | 453 (2022) |
PISA Okuma | 441 (2003) | 428 | 456 (2022) |
PISA Fen | 424 (2006) | 425 | 476 (2022) |
25-34 yaşta üst ortaöğretim altı eğitim (%) | — | 48 | 26,2 (2025) |
Kaynak/Not: OECD PISA 2022; OECD Education at a Glance 2026. PISA 2025 sonuçları henüz yayımlanmadığı için en son karşılaştırılabilir PISA döngüsü 2022’dir.
Güncel karşılaştırma
Gösterge | Türkiye | OECD / konum |
PISA Matematik (2022) | 453 | OECD ortalaması: 472 |
PISA Okuma (2022) | 456 | OECD ortalaması: 476 |
PISA Fen (2022) | 476 | OECD ortalaması: 485 |
25-34 yaşta üst ortaöğretim altı eğitim (2025) | %26,2 | OECD ortalaması: %12; 40 ülke içinde yüksekten 4. |
Kısa değerlendirme: Türkiye’nin PISA sonuçları 2015’e göre üç alanda da belirgin biçimde toparlanmıştır; bununla birlikte 2022’de üç alanın tamamında OECD ortalamasının altında kalınmıştır. Genç yetişkinlerde düşük eğitim düzeyinin 2015’te %48’den 2025’te yaklaşık %26’ya düşmesi önemli bir ilerlemedir, fakat OECD farkı hâlâ büyüktür.
4. Sağlık ve yaşam kalitesi
Gösterge | 2000 | 2015 | Son veri |
Doğuşta yaşam beklentisi (yıl) | 71,9 | 76,5 | 77,4 (2024) |
Bebek ölüm oranı (1.000 canlı doğumda) | 30,7 | 11,0 | 8,0 (2024) |
Kaynak/Not: Dünya Bankası WDI; bebek ölümleri için UN Inter-agency Group for Child Mortality Estimation.
Güncel karşılaştırma
Gösterge | Türkiye | Referans |
Yaşam beklentisi (2024) | 77,4 yıl | Yüksek gelirli ülkeler ortalaması yaklaşık 80 yıl |
Bebek ölüm oranı (2024) | 8 / 1.000 | Dünya ortalaması 28 / 1.000; AB yaklaşık 3 / 1.000 |
Kısa değerlendirme: Sağlık göstergeleri, son çeyrek yüzyılın en belirgin ilerleme alanlarından biridir. Bebek ölümlerindeki büyük düşüş ve yaşam beklentisindeki artış önemlidir. Ancak Türkiye, yaşam beklentisinde yüksek gelirli ülkelerin ve bebek ölümlerinde AB’nin gerisindedir; bundan sonraki aşamada nicelik kadar hizmet kalitesi ve sağlıklı yaşam süresi öne çıkacaktır.
5. Hukuk, kurumlar ve toplumsal yapı
Gösterge | 2015 | Son veri | Not |
WJP Hukukun Üstünlüğü Endeksi | 0,46; 80/102 | 0,41; 117/143 (2026) | Ülke sayısı değişti; puan ve sıra birlikte okunmalı |
Yolsuzluk Algı Endeksi (CPI) | 42 puan; 66. sıra | 31 puan; 124/182 (2025) | Düşük puan daha yüksek algılanan yolsuzluk demektir |
Basın Özgürlüğü Endeksi (RSF) | 149/180 | 163/180 (2026) | RSF metodolojisi 2022’de değişti |
Küresel Cinsiyet Uçurumu | 0,623; 130/145 | 0,633; 135/148 (2025) | Puan hafif artarken göreli konum zayıf kaldı |
Kaynak/Not: World Justice Project; Transparency International; Reporters Without Borders
(RSF); World Economic Forum. Bu endekslerin bir bölümü algı/anket bileşenleri içerir ve metodolojileri dönem içinde değişebilir.
Kısa değerlendirme: Kurumsal göstergeler, ekonomik ve teknolojik göstergelerden farklı bir yön gösteriyor. WJP ve CPI’de 2015’e kıyasla hem puan hem göreli konum zayıflamış; RSF sıralamasında da gerileme görülmüştür. Cinsiyet uçurumunda puan sınırlı ölçüde iyileşse de Türkiye’nin göreli sırası düşük kalmıştır. Bu alanlarda tek bir endeksten kesin hüküm çıkarmak doğru değildir; fakat farklı kurumların benzer yönde işaret vermesi dikkate değerdir.
6. Bilim, teknoloji ve dijitalleşme
Gösterge | 2000 / İlk yakın veri | 2015 | Son veri |
Ar-Ge harcaması / GSYH (%) | ~0,5 | 0,97 | 1,42 (2023) |
Küresel İnovasyon Endeksi (sıra) | — | 58/141 | 45/139 (2026) |
İnternet kullanan bireyler (%) | 3,76 | — | 90 (2025) |
BM E-Devlet Gelişmişlik Endeksi | — | — | 0,8913; 27/193 (2024) |
Kaynak/Not: UNESCO UIS/Dünya Bankası Ar-Ge serisi; WIPO Küresel İnovasyon Endeksi; Dünya Bankası/ITU; UN DESA E-Government Survey 2024.
Güncel karşılaştırma
Gösterge | Türkiye | Karşılaştırma |
Ar-Ge / GSYH (2023) | GSYH’nin %1,42’si | OECD ortalaması yaklaşık %2,93 |
Küresel İnovasyon Endeksi (2026) | 45 / 139 | 2015’te 58/141; uzun dönemde göreli iyileşme |
İnternet kullanımı (2025) | %90 | Dijital erişim artık çok yüksek düzeyde |
E-Devlet EGDI (2024) | 0,8913; 27/193 | BM “çok yüksek EGDI” grubu |
Kısa değerlendirme: Türkiye’nin dijital erişim ve e-devlet kapasitesindeki ilerlemesi belirgindir. Ar-Ge yoğunluğu da uzun dönemde artmıştır; ancak OECD ortalamasının altında kalmaktadır. İnovasyon sıralaması 2015’e göre daha iyi bir noktadadır, fakat 2024-2026 arasında dalgalanma vardır. Asıl soru, bilimsel ve dijital kapasitenin yüksek katma değerli üretime ne ölçüde dönüştürülebildiğidir.
Ek göstergeler: bilimsel üretim ve dış ticaret
Gösterge | 2000 / İlk yakın veri | 2015 | Son veri |
Yerli patent başvurusu | 277 | 5.512 | 11.394 (2025) |
Türkiye kaynaklı bilimsel yayın sayısı | 9.004 (2002) | 29.801 | 51.958 (2024) |
İhracatın ithalatı karşılama oranı (%) | 51,0 | 70,7 | 74,8 (2025) |
İhracatın kilogram başına birim değeri ($/kg) | 0,76 | 1,44 | 1,59 (2025) |
Ek kaynak/not: TÜRKPATENT patent başvuru istatistikleri; TÜBİTAK BTY İstatistikleri (WoS-InCites); TÜİK ve Ticaret Bakanlığı dış ticaret veri bültenleri; TİM/İGE verileri. Patentlerde yerli başvurular, bilimsel yayınlarda makale ve derleme türleri esas alınmıştır. İhracatın ithalatı karşılama oranında tarihsel seriler arasında sistem farkı (özellikle eski yıllarda özel/genel ticaret sistemi) bulunabileceğinden dönemler arası yorum ihtiyatla yapılmalıdır.
Güncel karşılaştırma
Gösterge | Türkiye | Referans / konum |
Yerli patent başvurusu (2025) | 11.394 | 2024te 10.004 yerli patent ile dünyada 10. sırada |
Bilimsel yayın sayısı (2024) | 51.958 | 2015e göre yaklaşık %74 artış; milyon kişi başına 608 yayın |
İhracatın ithalatı karşılama oranı (2025) | %74,8 | 2024: %76,1; 2000e göre belirgin iyileşme |
İhracatın kg başına birim değeri (2025) | 1,59 $/kg | 2000: 0,76; 2015: 1,44 |
Ek kısa değerlendirme: Türkiye patent başvurusu ve bilimsel yayın sayısında son çeyrek yüzyılda dikkat çekici bir artış göstermiştir. Buna karşılık bu artışın yüksek katma değerli üretime ve dış ticarette daha güçlü bir yapıya ne ölçüde dönüştüğü tartışmalıdır. İhracatın kilogram başına birim değerindeki yükseliş olumlu olsa da seviye hâlâ sınırlıdır. ihracatın ithalatı karşılama oranı ise 2000 yılına göre belirgin biçimde iyileşmiş olmakla birlikte dış ticaret dengesinin yapısal sorunlarını tamamen ortadan kaldırmamaktadır.
7. Demografi ve genel insani gelişme
Gösterge | Başlangıç | Ara dönem | Son veri |
Toplam doğurganlık hızı (çocuk/kadın) | 2,38 (2001) | 2,16 (2015) | 1,48 (2024) |
İnsani Gelişme Endeksi (HDI) | 0,598 (1990) | — | 0,853; 51/193 (2023 verisi) |
Kaynak/Not: TÜİK Doğum İstatistikleri; UNDP Human Development Report 2025. HDI için UNDP’nin uzun dönem karşılaştırılabilir serisi 1990’dan başlatılmıştır.
Kısa değerlendirme: Doğurganlığın 1,48’e gerilemesi basitçe olumlu ya da olumsuz diye sınıflandırılabilecek bir veri değildir; yaşlanma, işgücü, sosyal güvenlik ve sağlık sistemi açısından uzun vadeli sonuçları olacaktır. Öte yandan HDI, Türkiye’nin 1990’dan 2023’e eğitim, gelir ve yaşam süresi bileşenlerinde güçlü ilerleme kaydettiğini ve “çok yüksek insani gelişme” grubuna yükseldiğini göstermektedir.
Genel değerlendirme: Türkiye nereye gidiyor?
Veriler tek yönlü bir Türkiye tablosu göstermiyor. Son çeyrek yüzyılda kişi başına gelir, işgücü verimliliği, yaşam beklentisi, bebek ölümleri, eğitim düzeyi, dijital erişim, e-devlet ve inovasyon kapasitesi gibi alanlarda belirgin ilerlemeler var. Bu nedenle “Türkiye her alanda geriliyor” şeklindeki genel bir hüküm verilerle desteklenmez.
Buna karşılık ilerleme bütün alanlarda aynı hızda gerçekleşmiyor. Enflasyon, gelir dağılımı, gençlerin eğitim ve istihdam dışında kalması, kadınların işgücüne katılımı ve bazı kurumsal göstergeler daha sorunlu bir tablo sunuyor. Özellikle ekonomik ve teknolojik kapasitedeki artışın kurumsal kalite göstergelerine aynı ölçüde yansımaması üzerinde durulması gereken bir ayrışmadır.
Eğitim bu karmaşık tablonun iyi bir örneğidir. Türkiye PISA’da 2015’e göre toparlanmıştır ve genç yetişkinlerde düşük eğitim düzeyi önemli ölçüde azalmıştır. Fakat en son yayımlanan PISA 2022 sonuçlarında OECD ortalamasının altında kalınmış; 25-34 yaş grubunda üst ortaöğretim altı eğitim oranı da OECD ortalamasının yaklaşık iki katından fazladır. İlerleme vardır, fakat mesafe kapanmış değildir.
Demografi ise önümüzdeki dönemin belki de en önemli yapısal başlıklarından biridir. Doğurganlık hızının yenilenme düzeyinin belirgin biçimde altına inmesi, nüfusun yaşlanmasını hızlandıracaktır. Bunun etkileri yalnız nüfus sayısında değil; işgücü piyasasında, emeklilik sisteminde, sağlık harcamalarında ve büyüme potansiyelinde görülecektir.
Bu çalışmadan benim çıkardığım temel sonuç şudur: Türkiye’nin maddi, teknolojik ve insani kapasitesi uzun dönemde büyümüştür; ancak gelişme dengeli değildir. Bir ülkenin dünyadaki yerini belirleyen şey yalnız ne kadar büyüdüğü değil, büyümeyi ne kadar adil, nitelikli, sürdürülebilir ve kurumsal olarak sağlam hale getirebildiğidir.
Dolayısıyla asıl soru “Türkiye ilerliyor mu, geriliyor mu?” değildir. Daha doğru soru şudur: Türkiye hangi alanlarda ilerliyor, hangi alanlarda geride kalıyor ve bu farklı yönler gelecekte birbirini nasıl etkileyecek? Dünyadaki yerimizi anlamak için bu soruyu ve verileri düzenli aralıklarla yeniden gözden geçirmek zorundayız.
Verileri okurken birkaç uyarı
· PISA’nın en son yayımlanmış döngüsü 2022’dir. 2025 uygulamasının sonuçları bu yazının hazırlandığı tarihte henüz yayımlanmamıştır.
· WJP, RSF, WEF ve GII gibi endekslerde ülke sayısı ve metodoloji dönem içinde değişebilir; sıra değişimi tek başına performans değişimi olarak okunmamalıdır.
· CPI, RSF ve benzeri endekslerin bir bölümünde algı ve uzman değerlendirmesi bileşenleri bulunur; bu nedenle tek başlarına değil, diğer verilerle birlikte değerlendirilmelidir.
· Bazı göstergelerde 2025/2026 verisi henüz yoktur; en son güvenilir veri yılı açıkça belirtilmiştir.
Başlıca kaynaklar
· TÜRKPATENT – Patent Başvuru İstatistikleri, 2024-2025
· TÜBİTAK – Türkiye Kaynaklı Bilimsel Yayın Sayısı / Milyon Kişi Başına Düşen Bilimsel
Yayın Sayısı
· Ticaret Bakanlığı – Aylık Dış Ticaret Veri Bülteni, Aralık 2025
· TİM / İGE – Türkiye'nin kilogram başına ihracat birim değeri serileri
Selami Güngördü 26.10.2026


Yorumlar